27 Kasım 2015 Cuma

0

Nefes / Gökhan Tunç Kitap Yorumu.. (Amor Est Vivet)&(Sen çocuk Şaşırt Tanrıyı)

GökhanTUNÇ/Nefes







Selamlar..


Biz Kitap Kurtları normal işleyişe göre bir kitabı alır, okuruz. Ardından çok beğenilirse başka başka yollardan yazara ulaşırız. 

Benim bu kitapla tanışmam, önce yazarını bir like üzerine tesadüfen tanımamla oldu. Edebiyata olan ilgimi gecikmeden farkeden Gökhan Tunç, kendisinin de kısa bir süre önce yayınlamış olduğu kitabından bahsetti. Okumak istediğimi söyledim. 

İlk baskısı tükenmek üzere olduğu için kitapevlerinde bulamadım, uzun uğraşlar sonucunda internetten alabildim.





  Kitabın türünü merak edip, elime geçmesini bekleyemeden Gökhan Tunç'a sordum. 
''Bu kitap bir farkındalık kitabı'' dedi ve kitabın bir matematiğinin olduğundan falan bahsetti. Hiç spoiler vermedi. İddaalarını çok güçlü buldum fakat eleştirmeden edemedim. 
''Yeni yazar ya şunun havalara bak, farkındalık ney lan, bir de tür uydurmuş'' zamana uygun bulamayıp bayağı bayağı gömdüm :D  Fakat merakım da beraberinde iyiden iyiye arttı.

  Gökhan Tunç, kitabı üç kısma ayırmış. En beğendiğim kısım ilk kısımdı.
Kendisine de söyledim, bu kısımdan ciltlerce ansiklopedi yazsa okurum.
Kitabı elime aldığım gibi 300 sayfayı bir çırpıda okuyup, erken ve gereksiz eleştiri
yaptığımı fark ettim. En önce akıcıydı. Evet bu kitap, neredeyse her türü içeriyor ama 
en önemlisi bu bir ''Farkındalık Kitabı''. Nefes'in üç kısmında da kendi dünyanıza özel bir sürü farkındalık bulacaksınız. Garanti.

  Kitaptaki kurgunun, gerçeği aştığı sayfalarla karşılaşsam da bu beni hiç rahatsız etmedi 
zira güçlü bağlantıların kurulduğunu yazar ilk kısımda okuyusuna aşılamıştı . Kitabında
Sinema ve Tiyatroyu birbirine bağlamakla ilgili, kendisinin olan bazı projelerden de 
bahsetmiş Gökhan Tunç.. Tiyatro ve Sinema arasında seçim yapamadığım, 
ikisini de çok sevdiğim için ben fikre BA YIL DIM. Bakalım siz ne diyeceksiniz!
Ayrıca kitaptaki karakterlerin hepsini ayrı ayrı çok seviyor ve tanıyor olmam,
kötü yorum yapmama zaten hemen setler kurdu.  Yalnız 396 sayfa olan bu kitabın,
son iki sayfasını sevemedim, Sevmedim, N'apıyım.

  Biter bitmez Gökhan Tunçla saatlerce kitap üzerine konuştuk. 
Altını çize çize, notlar alarak bitirdiğim kitaptan yazar'a soru sormam
imkansızlaşmıştı. Yazar benden daha heyecanlıydı ve neredeyse her paragrafını konuştuk. Okuyucu olarak ben yazarın sorularını yanıtladım. Sözlüye kalkmış gibiydim. 
Bundan müzdarip sayılırım ama kesinlikle çok haklı. 
Çoğu usta yazarı kıskandıracak bir kurguya sahip olan  ''NEFES''in okuyucuya ne düşündürdüğü fikrini öğrenme isteği onu başka bir adam yapıvermişti. 
Bunu gördüm. Okumadan önceki kendinden ve kitabından emin tavrını takdir edip,
kendisine bir özür borçlu olduğumu da söyledim. Ben dürüst bir okurum.


  Konusu hakkında hiç yorum yapmayacağım.
Bana bahsedilmedi, bende yorumlarına hiç bakmadan okudum.
İyi ki sıfır bilgiyle okumaya başladım, dedim. Sizde öyle yapın.
Çünkü hakikaten okumanızı istediğim bir kitap.
Ben şimdiden kitap tavsiyesi isteyenlere ilk önce ''Nefes''i öneriyorum.
Kitabın okuyucusuna çok şey katacağına inanıyorum, bu yüzden bloğumda yorumluyorum.
Okumanızı ve kitap üzerine konuşmayı çok isterim. Kim nasıl bakıyor kitaba, meraktayım.

 Ankaradaki arkadaşlar okur ve beğenirseniz, Gökhan Tunç ile bir kahve etkinliği yapıp, tanışıp, kitap üzerine sohbet etmeyi vaadediyorum. 
Bir etkinlik oluşturabiliriz.


                                                                                                       Kitaplarla Yaşayın ;) Sevgiler.





7 Kasım 2015 Cumartesi

9

Tatlimo Etkinliği Değil, Tatlimo Şenliği :)

Merhaba Herkese :) 

Ankarada yaşayan kelebek Senacığımın ( http://nypdsena.blogspot.com.tr/ ) ve Tatlimonun Genel Müdürü Mahmut Atar beyin ortak workshopu, benim Ankaralı Blogger olarak katıldığım ilk etkinlikti. 

Hakikaten çok HOŞBULDUM. Tatlimo tatlıları mı daha tatlıydı yoksa Blogger arkadaşlar mı,  ayırt etmek inanın ki zor. Öncelikle Mahmut Bey'e bizi evimizde gibi hissettirdiği için sonsuz teşekkürler. Bizi bu güzel etkinlikte buluşturan Senaya ve güler yüzüyle katılan herkese de ayrıca teşekkürler.

İlk ve en beğendiğim kurabiyenin görselinden başlayım istedim. Kurabiyeyi yalnız mı yemeliyim, üzerindeki sosla mı, diye sürekli savaşıp durdum. LEZİZ.

İşin en acımasız yanı, sosların malzemelerin nasıl hazırlandığını tam olarak bilemedik. Yine de kekleri, hamurları, kurabiyeleri rengarenk boyarken şekil verirken bütünüyle bize aitmiş gibi özendik ve çok eğlendik.

Artık tarifi de bilmeyelim ama değil mi ?
Her güzelliğin sırrı olmalı..
Görseldeki enfes şey kakaolu bir toptu bu rengi almadan evvel, fazla sevildi ve iyi yedik :D




Kekin hamuru daha önceden hazırlanmıştı. Bize kalıba koymak kaldı. Tatlimonun ki kadar düzgün şekiller bizden çıkamadı ama biz onun gül şekli olduğunu bilerek, kabullendık :) 

Kurabiyelerimizin üzerine isimler yazıp, şekiller çizdik. Tabiki baykuş çizmeye kalktım ama tahmin edersiniz ki olmadı. 

Etkinlik herkese açık düzenlenmişti. Bir arkadaşımla beraber gittik, artık o da Ankaralı bir Blogger . Bunu bu sıcacık ortama ve Tatlimonun bize olan sabrına borçluyuz.

Tekrar tekrar www.tatlimo.com 'a çok teşekkürler. 

Biz yaptığımız tatlılarda koca koca sepetler yaptık ve bize Tatlimo tarafından hediye edildi. Evde falan hiç uğraşmayın ciddeen . Emaaan TATLİMO var.

Tatlı zamanlar dilerim. Güzellikler.

6 Kasım 2015 Cuma

2

FAVORİLER, TAVSİYELER.


Merhabalar Blog arkadaşlarım,
Türkiye'de de son zamanlarda rastlaştığımız, takip ettiğimiz otuz yaş üstü manken ve oyuncuların yüzlerinin hala bebek gibi göründüğünü fakat ellerin gerçekten yaşı gizleyemediğini farkedince, bolca el kremli ve maskeli bir yazı yayınlayım, dedim. Ve yine arada birkaç favori ürünü de özetleyeceğim.


BRUNO BANANİ

Daha önce ki ürün tanıtımları postumda da gördüğünüz üzere bu karizma benim parfümüm olur. Kokuyu duyan herkes istisnasız parfümümün adını sorar. Odunsu, çiçekli, meyveli kokuları sevenlere yine ve şiddetle öneriyorum. Bu üç ayrı kategoriyi de profesyonellikleriyle harmanlamış Bruno Banani.






Handylotion Golden Glamour
Kokusunu ilk duyduğumda Beyonce Body Lotion'a çok benzettim. Genelde el kremlerinde katı olanları tercih ediyorum. Bu haddinden fazla sıvı ama ellerime ciddi parlaklık, ayrıyetten ışıltı veriyor.Özellikle Ankara'nın soğuduğu bu günlerde gün içinde bir kez sürüyorum ve ellerim hep yumuşak ve kokusu hiç bitmiyor.Vanilya kokulu, bu yüzden seviyor olabilirim. Nemlendiriciliği mükemmel. 
Avacado yağı içeriyor. 
Geçici bir süre için kullanıma sunulmuş. Yine kötü haber!






ALIX AVIEN

Bu markanın aynı serisinden iki farklı LipGloss daha kullanmıştım. Bir önceki kullandığımı ararken, rastgele bunu bulup rengini çok sevdim ve aldım. Şeker pembesi, fazla ışıltısı yok. Bu özelliğiyle sanki ruj niteliği de taşıyor. Numarasını bilmiyorum ama zaten bu seriyi çok başarılı buluyorum. Tavsiye olunur. Deneyin. Hepsi güzel.


 Balea Handcreme Fruty Harmony


Balea bu ürünü fazla kuruyan hatta çatlayan ellere öneriyor. Kış günlerinde günlük kullanıma uygun. Pantenol ve zeytinyağı içeriyor . Papaya ve hindistan cevizi kokulu, hiç tevazusuz kokulu kremlerin içinde bir numara.










Balea Q10 Anti-Aging 

Normal ciltler için uygundur ibaresi çok net. Kuru ciltlere kesinlikle önerilmiyor. Ciltteki lekelerde(Özellikle güneş lekeleri) gözle görülen gelişmeler gözlemlenmiş. İlk olarak kırışık önleyici olarak piyasaya sürülmüş ama lekelerle mücadele de de fazla yaygın ve başarılı.. (Resmen ziraatçi olduğumu kanıtladım son cümlede)






BALEA BODYLOTİON
 Egzotik bir meyve olup, tutku meyvesi adıyla da bilinen marpkoja ve şeftali kokularıyla özdeşleştirilmiş bir vücut losyonu. Bana geldiğinde Ağustos ayıydı. Sürdüm sürdüm, çıktım.Parfüm falan hak getire.. Kesinlikle bitmeyen mükemmel bir kokusu var. Çok çabuk bitti. Çünkü hayvan gibi şi'yaptım. Mutsuzum. Kesin bulun, diyorum.



Balea Hand.UREA--Balea Hand.Pflege und Maske

UREA günlük kullanım için uygun. Kış günlerinin bizi çatır çatır yakıp geçen ayazında, bir toprağın kuraklığını kendine rol edinmiş ellere uygulanarak yumuşacık ediveriyor, çatlamamayı garantiliyor. Mükemmel bir koruyucu.Adeta parafin :D
PFLEGE AND MASKE
Fındık yağı içeriyor. Haftada bir kez ellere bol miktarda sürülüp, 
ufak masaj hareketleriyle uygulanıyor. 
Yarım saat bekleyince eller yumuşacık oluyor.

BALEA-REİNİGUNSTUCH

.Bir makyaj temizleyicisinde olması gereken tüm özelliklere sahip bir ürün. 
Temizlerken yüzü hissedilir ölçüde nemlendiriyor. Bir aydan fazladır kullanıyorum, ambalajın içinde kesinlikle kuruma olmadı. Gözü de yakmıyor. Temizlemek için fazla çaba istemiyor, birkaç harekette rimeli dahi çıkarabiliyorum.





BALEA DUSCHE-CREME
Kremli duş jellerinin  amacı malum, duş sonrası vücudu kremlemeye gerek kalmıyor. Vücudu Bebe yağı sürmüş gibi yumuşacık yapıyor. Hakikaten Balea'nın daha önceki duş jellerini pek övemesem de bu seferki ürün kalıcılık, nemlendirme açısından övgüyü hak ediyor. Banyo bile iki gün karpuz kokuyor. Denensin :)






Eos.. Naneliden sonra en sevdiğim çeşidi budur. Yaz meyveleri çilek,yaban mersini ve şeftali aromalı. Yine uzun süreli nemlilik vermiyor ama sürdükçe koruduğunu hissediyorum. Mat rujların altına da gerçekten nimet.

Sürekli el de el oldu. Ayak içinde uyguladığım bir iki doğal yöntem var. Kışın haftada bir kez, banyo öncesi ayaklarıma bolca vazelini yediriyorum. Çorabı giyip bir saat bekliyorum. Banyoda da ayak törpüsüyle yuvarlak hareketlerle ölü deriyi atıyorum. Mis. Bazen de doğal zeytinyağıyla aynı işlemi uyguluyorum. Yazın iki haftada bir yapıyorum. Peeling olarakta limon ve toz şekeri karıştırıp masaj yapabilirsiniz.